Doğusuyla batısıyla tam bir kaos ve bunalım içinde çırpınan şu yaşlı dünyanın, ruhlarımıza kasvet veren kirli havasını teneffüs ederek yaşamaya çalışıyoruz. Üstelik bu kirlilik sadece maddi alemde değil , kalplerimizde ve ruhlarımızda tam bir yansımaya sahip.
Yani sözün açığı dostlar; dışımız ne kadar karmaşıksa , içimiz de bir o kadar dağınık ve zulmetle dolu..
Geçmişe dönüp baktığımızda; kendi kudsi değerlerimizin kıymetini bilemeyip elimizden kaçırdığımız gibi , başkalarının değerli metaını da elde edemediğimizi görüyoruz. Doğu"yla bağımızı kestiğimiz gibi Batılı da olamadık.
Ardından bir de görüyoruz ki Batı, bizim yitirdiklerimizin peşine çoktan düşmüş ; biz ise şaşkınlıktan iki elimiz yana sarkmış vaziyette ortada kalmışız!
Geçim sıkıntısı, ekonomi, dünya meseleleri derken , galiba asıl derdimizi unuttuk. Evet, şöyle güzelce bir durup iyice düşünelim. Bizim asıl sıkıntımız ne? Bu durdurak bilmeyen hırsımızın , yere göğe sığmayan kibirimizin , -afedersiniz- şu vahşi hayvanları aratmayan öfkemizin kaynağı nedir?
Niçin birbirimizin boğazını sıkıyoruz her gün? Birbizimin yüzüne neden gülümseyemiyoruz sokakta? Kardeş kardeşi niçin tanımıyor?
Şöyle derinlemesine düşünecek olursak, bütün bu problemlerin derininde manevi tatminsizlik ve ruhi bunalımın olduğunu rahatlıkla görürüz. Manevi hastalıklar da tıpkı bedensel rahatsızlıklarda olduğu gibi yavaş yavaş ruhumuzu ve toplumun maneviyatını sardığı için farkında olamıyoruz belki de.
Peki , biz böyle nereye gidiyoruz, bilen var mı?
Şöyle durup kendimize ne zaman geleceğiz? Çözümün maneviyatımızda , kudsi değerlerimizde olduğunu ne zaman keşfedeceğiz?
Aslında yeni bir keşif bile sayılmaz bu bizim için. Elhamdülillah, imanımız ve her gün beş vakit ezanlarımız bize gerçekleri haykırmıyor mu?
Pekala o zaman , kendimize bunca eziyeti niye reva görüyoruz? Niçin çıkış yolları elimizin altındayken, Allah-u Zülcelal"e tövbe edip temizlenmek,arınmak varken , niçin bu gaflet ve zulmet deryası içinde yüzüyoruz?
Herşeyin etrafında şekillendiği insan,maddi ve manevi olarak iki cepheye sahiptir.Dünya hayatı , ruhun maddeye bürünmesiyle şekillendiği için maddi yön ön plana çıkıp manevi cephe olan ruh ihmal edildiğinde , aslından uzaklaşan insanlık yozlaşmaktadır.
Özünden uzaklaşan insan , bunu stres ve bunalım olarak hissederken , dışardan bakıldığında bu durumun manevi yozlaşmadan ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Günümüz insanı, hakikatini tanıma gayreti gösterip manevi değerleri geliştirme zemini aramadığı için manevi bunalım , kararsızlık veya yozlaşma içinde kendini bulmaktadır. İlahi imza ve rehber olan fıtrat, aslında manevi değerleri kabullenmeye müsaittir. Bu anlamda iman,amel ve ihlas insanın manevi gelişimi için gereklidir. Ama çokları bunun farkında bile değildir.
Maddi cehalet gibi,manevi cehalet de dinimizce kınanmıştır. Maddi cahillik , kariyer hayatını mahvederken ;manevi cahillik , dünyada yozlaşmaya ve ahirette ebedi mutluluktan mahrumiyete sebep olmaktadır.
Cehalet, öğrenme ihtiyacının bittiği noktada başlar. Cehalet ve gayesizlik de yozlaşmayı getirir. Toplumumuzda kitap ve gazete okuma oranının son derece düşük olmasına rağmen , dedikodu gazetelerinin ve programlarının büyük rağbet görmesi, vakitlerin hiçbir şey kazandırmayan dizilerle ve faydası olmayan işlerle harcanması bu gayesizlik ve yozlaşmanın sonucudur.
Dolandırıcılık,rüşvet,yolsuzluk,fuhuş,uyuşturucu,adaletsizlik ve bunların benzeri daha pek çok belanın temel nedeni,toplumun genel ahlak yapısında oluşan bozulmalar ve çöküntülerdir.Allah"ın emrettiği güzel ahlakın yaşanmamasından kaynaklanan bu yozlaşma,toplumları olumsuz yönde etkilemektedir.
Günlük hayatın her alanında bunun örneklerine rastlamak mümkündür. Dinden uzak bir şekilde ahiret hayatını düşünmeden yaşayan insanlar, hayatları boyunca hep daha fazla dünyevi menfaat elde etme hırsı içinde oldukları gibi, çevrelerindeki insanlara da bu yönde telkinlerde bulunur,onları da Allah"ın sınırlarını tanımadan yaşamaya teşvik ederler.
Yani içimizdeki alemi, kalplerimizi, temiz tutamadığımız için dışımızda başkalarının çöplüğüne döndü.Boydan boya bir zulmet deryasının içinde bocalayıp duruyoruz.Hani batılılar gibide olamadık ,zira imanımız buna engel oluyor çok şükür.Bari, tam bir mümin gibi sarılsakya imanımıza şeytanın vesveselerine gem vurma zamanı, nefsin arsızlığına dur deme zamanı...
Sevgiyle kalın.......
|