|
|
|
| 2010-02-02 |
İntahar Mı Cinayet Mi ?
|
|
Kadın intiharları-cinayetleri- çocuk intiharlarına-cinayetlerine- dönüştü.
Son iki haftada Ağrıda 12 yaşındaki Meryem, Batmanda 14 yaşında bir kız çocuğu ve Diyarbakır’da 21 yaşındaki ikiz kız kardeşler.
12 yaşında ki Meryem "seni seviyorum" cümlesine kurban gitti. Bu iki kelimelik cümle öğretmeninin eline geçmemiş olsaydı, Meryem yaşıyor olacaktı. Dünyanın başka bir yerinde bu zihniyete sahip bir şahıs "ölüme sebebiyet vermekten" yargılanır ve öğretmenlik yapmasına izin verilmezdi.
Türkiye Cumhuriyeti; geleceğini teslim ettiği öğretmenlerini nasıl bir eğitimden geçiriyor? Öğretmenler Pedagoji ve Çocuk Psikolojisi eğitimi alıyorlar mı ve alıyorlarsa, bu öğretmenin davranışı neyle ifade edilebilir?
Koruculuk sistemi adı altında 80 000 kişiyi cinayet makinesine dönüştüren, devletin tavrı takdire şayan. Sadece babanın silahını değiştiriyor. Nasıl olsa katledilen bir kız çocuğu. Bu tavrı ile devlet, Kürtlerin coğrafyasında kadın ve çocuk infazlarını destekliyor.
Bana göre Çocuğunu öldüren bir baba "baba" değildir. Zaten babalık duygusu sonradan gelişen bir duygu olduğu için bazı babalarda bu duygu hiç gelişmiyor. Gelenek görenekler adı altında çocuğunu hiç kucaklamayan, çocuğu ile hiçbir zaman tam anlamı ile tinsel ve duygusal bir bağ kuramayan babanın "namus" adı altında çocuğunu öldürmesi zor olmuyor. Ve bu gelenek göreneklerin katı uygulayıcısı biz Kürtlerde kadın cinayetleri her geçen gün artma gösterdiği gibi katledilenlerin yaş ortalaması da düşmektedir.
90"lı yıllarda adını Hizbullah’ın kalesi olarak duyuran, 2000"lerde Hasankeyf ve kadın intiharları ile gündemden düşmeyen "intiharlar şehri" Batman ve en son kurbanı 14 yaşındaki Z.K. nedense bu intiharların (cinayetlerin) nedeni belli değil... Batmanda haftada bir kadının" intihar etti" denilerek cinayete kurban gitmesi ve bu sayının bütün Kürt illerine oranla daha fazla olması dikkat çekici.
Ben, bu katliamların Hizbullah örgütlenmesi ile alakalı buluyorum. O kirli oluşumun, yola açtığı tahribatlar ne zaman tam anlamı ile gün yüzüne çıkarılırsa, o "cinayetlerin" sebeplerinin de ortaya çıkacağını düşünüyorum.
Ne kadar "intihar" denilirse denilsin. Bu ölümler birer cinayettir.
Egemen, baskıcı, kadını hiçe sayan ve kadının bunu gönüllüce ve sessizce kabullendiği "erkek egemen toplumun" yol açtığı cinayetler de erkeğin rolü belli.
Ya kadının rolü?
Kızı öldürülürken ya da cinsel tercihi farklı olan, oğlu öldürülürken "annenin sesiz kalışı, boyun eğişi nedir?
|
|
|
|
|
| |
|
| |
|