|
|
Cinsel işkence mağdurları |
|
|
|
2010-01-28
09:43
|
| Türkiye"nin cinsel işkence yöntemleri nedeniyle savaş suçlusu olarak yargılanması gerektiğine inanıyorum |
| |
“Cinsel işkence mağdurları mücadele başlatsın”
FATMA KOÇAK / ÖMER ÇELİK
Sıkıyönetim döneminde Balmumcu ve Ziverbey gibi kontrgerilla işkencehanelerinde kalan Yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik, cinsel ve psikolojik işkence ile devletin bilinçli olarak kadınları politik alanın dışına itmeye çalıştığını belirtti. Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu avukatlarından Eren Keskin ise, kadınlara yönelik işlenen suçların ayrıca ele alınmasını ve mağdurların artık mücadele başlatması gerektiğini söyledi. Keskin, "Türkiye”nin bir gün mutlaka gerçekleştirdiği cinsel işkence yöntemleri nedeniyle savaş suçlusu olarak yargılanması gerektiğine inanıyorum" dedi
Türkiye”de Kürtler, Aleviler, sosyalistler, Ermeniler, Rumlar, gibi her kesimi hedefine alan derin devletin kadınlara yönelik suçları ise, bugüne kadar çok az gündeme geldi. 6-7 Eylül olaylarında onlarca gayrimüslim kadına tecavüz edildi, Maraş katliamında Alevi-Kürt kadınlarının karınları bıçakla yarılarak rahimlerindeki çocuklar çıkarıldı. 1971 ve 1980 darbesinde sosyalist kadınlar politik kimliklerinden dolayı sokak ortasında öldürüldü, işkence tezgâhlarında ikinci bir işkence olarak yakınlarının yanında tecavüze uğradı. Bölgede JİTEM elemanları binlerce Kürt kadına tecavüz, taciz başta olmak üzere çok sayıda suç işlendi. Yaşanan travmalara birçok kadını intihara götürürken, kadınların yaşadıkları ya anlatılamadı ya da gündemleştirilmedi. Gladio, kontrgerilla ya da JİTEM”in kadınlara karşı işlediği suçların açığa çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi için çalışma yürüten kadınlar, tartışmaların sürdüğü bu günlerde "Kadına yönelen devlet kaynaklı politik yönelim" olarak niteledikleri suçların ayrı ele alınarak aydınlatılması ve sorumluların yargılanması gerektiğini belirtiyor.
“İşkencehanelerde kadın adı küfürler anılıyordu”
1971 ve 1980 yılında iki darbe gören ve yaşamının büyük bir kısmını cezaevleri de ve işkencelerde geçiren Yazar aktivist Mukaddes Erdoğdu Çelik, darbe dönemlerinde yoğun suçlar işleyen kontrgerillanın kadınlara karşı işlediği suçların ilk kurulduğu günden itibaren işlendiğini ve kadınların özellikle bedenlerine ve bedeni aracılığı ile ruhlarına yöneldiğini söyledi. 1971 sıkıyönetiminde hemen sonra gözaltına alınan Çelik, kontrgerillanın önemli merkezleri Ziverbey ve Balmumcu”da kaldığını ve cezaevine gittikten sonra kadınların anlatımlarıyla bu gerçeği öğrendiğini söyledi. "Tecavüz, taciz ve yakınlarının yanında tecavüz" gibi insanlık dışı suçlarının yaşandığı bu merkezlerde yaşananların yıllar sonra bile mağdurlarının birçoğunun anlatmadığını belirten Çelik, "O işkence hanelerde kadın lafı küfürle birlikte anılıyordu. İstanbul”dan da Ankara”dan da gelen kadınlar vardı. Çok ağır psikolojik travmalar yaşamışlardı, bizzat cezaevinde psikolojik rahatsızlıkların şizofren hastalıklarına ulaşan ağır depresif hallere ulaşan, kadınlar oldu. Birçoğu yaşadıklarını anlatmadı, yine kaldıramayıp intihar edenler oldu. Sadece benim tanık olduğunu 50-60 kadın böyleydi" diye konuştu.
“Darbeciler suçlarını gururla itiraf etti!
1970 ile 1980 arasında politik kadınlara yönelen kontrgerillanın suçlarının 1980 darbesinde de devam ettiğini belirten Çelik, bu dönemde kadınlara karşı suçlarını gizleme gereği duymayan kontrgerillanın yaptıklarını darbeci General Turgut Sunalp”in copla ve çeşitli cisimlerle tecavüz edilen kadınların gündeme gelmesi üzerine "Elimizde taş gibi delikanlılar var bu cisimlere ne hacet" sözleriyle açığa çıktığını kaydetti. Bu dönemde kontrgerillanın işkence tezgahlarında tecavüze uğrayan ve açıklayan pek çok kadının daha sonra inkarı seçtiğini dile getiren Çelik, devletin bilinçli politikası olan kadına yönelik cinsel ve psikolojik işkencenin kadınları politik alanın dışına itmeye dönük bir yönünün de olduğunu aktardı.
Çelik, son olarak tanıklıkları anlatımlarıyla kontrgerillanın ve bizzat devletin kadınlara karşı işlediği suçların hesabının ayrı sorulması gerektiğini belirterek, kadınları cesaretli olması gerektiğine dikkat çekti.
“Cinsel işkence en zor anlatılan işkence türü”
Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu Avukatlarından Eren Keskin ise, özellikle Kürt kadınlarının 1990”lı yıllardan sonra JİTEM”in direk hedefi olduğunu ve bunları yeterince açığa çıkmadığını söyledi. En yaygın suç olan cinsel işkencenin en zor işkence yöntemleri arasında yer aldığı ve en zor açıklanan olduğunu belirten Keskin, "Çünkü kadınlar militer, erkek egemen ve feodal değer yargıları nedeniyle yaşadıkları cinsel işkenceyi anlatamıyorlar. Yani taciz ya da tecavüz çok kolay anlatılabilen bir yöntem değil" dedi. Tanık olduğu bir olayı anlatan Keskin, bir babanın başvurusu üzerine yaptığı araştırma sonucu Diyarbakır Cezaevi”nde olduğunu öğrendiği bir müvekkilini görmeye gittiğinde tutulduğu Silopi Jandarma Karakolu”nda JİTEM elemanları tarafından 66 gün tecavüze uğradığını ve imzalatılmaya çalışılan ifadeyi imzalamadığını öğrendiğini belirterek, ancak bu müvekkilinin “babamı üzmek istemiyorum” diyerek şikâyetçi olmadığını anlattı.
“Yasalar, feodal yapı suçların açığa çıkmasını engelliyor”
Keskin, feodal yapının kadınlara üzerindeki etkisinin bu suçların açığa çıkmasının önünde engel olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mesela bu mağduriyeti yaşayıp da annesini üzmekten korkan tek bir kadına rastlamadım. Yani bu erkek egemen sistemin saldırılarını yaşıyorlar, taciz ve tecavüze maruz kalıyorlar ama yine aynı ahlaki erkek egemen nedenlerle yine ailelerindeki erkeği üzmemek için açıklamıyorlar. Ya da ondan utandıkları için açıklamıyorlar. Bence zaten bunu uygulayanlarda bunu son derece iyi biliyorlar. Yani gizli kalacağını çok iyi biliyorlar ve bunun için bu kadar rahat uyguluyorlar. Tabi bu tür suçlarda özellikle Kürdistan”da savaş bölgesinde JİTEM”in çok büyük bir rolü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bize anlatılan suç duyurusunda bulunduğumuz ya da hukuki takip istemeyen kadınların hepsi jandarmadan bahsettiler. Yani hep bir jandarma karakolu var olayın içinde. Ama maalesef hepsi haklarında suç duyurusunda bulunmaya çekiniyorlar. Bazılarını da korucular gerçekleştirmiş oluyor. Ve bunun cezasız kalacağını da çok iyi biliyor bu uygulayanlar."
“Bir gün Türkiye”de savaş suçundan yargılanacak”
Yargıya yansıyan az sayıda davada gerek suçun kapsamına ilişkin yasa maddeleri gerekse suçu işleyenlerin cezasız kaldığını belirten Keskin, cinsel suçların hala yeterince cezalandırılmadığını söyledi. Keskin, "Kürdistan”da özellikle köy baskınlarının, köy yakmalarının olduğu dönemde binlerce kadının görev alan Kürdistan olan JİTEM yanı devletin gayri resmi memurları tarafından bu mağduriyeti yaşadığını çok iyi biliyorum. Çok fazla kadınla görüştük ve Kürdistan”da öyle ya da böyle resmi yada gayri resmi devlet kaynaklı psikolojik ve fiziksel yada cinsel şiddete uğramayan kadın yok gibi. O nedenle sayılara vurmak yanlış olur" dedi. Kürt kadınlarına yönelik suçların özel olarak ele alınarak yargılanması gerektiğini dile getiren Keskin, "Birinci ve ikinci Dünya savaşlarında binlerce kadın bu mağduriyeti yaşadı. Ama bu savaşlardan sonra kurulan Tokyo ve Nünber mahkemelerinde tecavüz bir savaş suçu olarak yargılanmadı. Bosna ve Ruanda da kadınların örgütlü çalışmaları sonucunda yeni uluslararası hukuka girdi. Artık bir savaş suçu olarak görülüyor. Ve ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir gün mutlaka gerçekleştirdiği cinsel işkence yöntemleri nedeniyle savaş suçlusu olarak yargılanması gerektiğine inanıyorum" diye konuştu.
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|

|
Amed"de Bin Yıllık Hasret Amed’de Alevi dedelerinin curalarındaki ses, binlerce yıllık hasretin kendisini hakikatte bulması olacaktır |
|
|
|
|

|
Her şey Onlar içindi Denizler önce eylemleri onaylamamışlar. Ancak idam kararının çıkmasına yakın, evet demişler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|

|
Cinsel işkence mağdurları Türkiye"nin cinsel işkence yöntemleri nedeniyle savaş suçlusu olarak yargılanması gerektiğine inanıyorum |
|
|