|
|
İzzettin Doğan ve Ilımlı İslam Projesi |
|
|
|
2010-02-06
14:47
|
| İzzettin Doğan, sağ siyasi partilerin ve Gülen çizgisinin misyoneri gibi davranmaktadır |
| |
Selehattin Özel
İzzetin Doğan son dönemlerde, Alevilere ve Alevi kurumlarına yönelik saldırgan ve hakaret dolu tavrını, özellikle Fethullah Gülen“e yakınlığı bilinen yayınlar ve medya aracılığı ile yaptığını izlemekteyiz. İzzettin Doğan“ın sağ siyasal eksendeki faaliyetleri, Fethullah Gülen ile sürdürdüğü ilişkiler ve Gülen tarikatının ve sağ siyasi projelerin etki dairesine girmesiyle, bu saldırgan tavrı daha da artmıştır. Alevilere ve Alevi kurumlarına, yöneticilerine saldırmayı görev üstlenmiş olan İzzettin Doğan, sağ siyasi partilerin ve Gülen çizgisinin misyoneri gibi davranmaktadır.
Burada dikkat çekmek istediğimiz husus, başta Aleviler olmak üzere, tüm kamuoyunun, bu sağ siyasi misyonerlik faaliyetine karşı uyanık olmasıdır. İzzetin Doğan, Alevi kimliğini kendi özgünlüğünden koparmak ve Ilımlı İslam projesine, Alevileri ise sol değerlerden sağ siyasi eksene dahil etme çalışmalarının, faaliyetinin merkezine almıştır.
İZZETTİN KENDİSİNİ ELE VERMİŞTİR!
İzzettin Doğan, Fethullah Gülen“e yakınlığı ile bilenen yayın organlarında (Aksiyon dergisi, Zaman Gazetesi) ve Samanyolu TV“de, kendisine biat etmeyenlere yönelik çirkin saldırılarda ve “belden aşağı” vurmaya devam etmektedir. Bir “Akademisyen” kimliğine uymayacak, özentisiz ve kendisi ile çelişkilere bolca yer veren eleştirileri ve demeçleri, aynı zamanda, Alevi edep erkanına uymayan üslubu, artık daha net olarak açığa çıkmıştır. İzzettin Doğan aslında, CEM VAKFI etrafındaki kitlenin giderek kaybolmasından dolayı, hatta kendi “kadroları” içerisinde yaşanan gerginlikleri, belli ki, İzzetin hocanın asabını epeyce bozmuş. CEM TV ve Radyo“daki derin operasyonlar, kadroların budanması, “her şeyin yolunda” gittiği bir örgütlenmede karşılaşılacak bir durum olmazsa gerek. Demek ki Cem Vakfı“nda “her şey yolunda” değil. Yoksa bu hırçınlığına ve saldırganlığına bir izah bulmak mümkün değildir. Cem Vakfı (aslında bu İzzetin Doğan vakfıdır) içinde bulunduğu düşünsel ve gelecek kaygısı ile derin ilişkilere girmektedir.
İZZETİN DOĞAN“IN FİKRİ ZİKRİNE YANSIMIŞTIR.
Bahsi geçen yayınlarda, son “zır cahil”li incileri, doğrusunu söylemek gerekirse, kendisini tanımlamakta eksik kalır. “Hukuk adamı” bilgeliği ve Alevi dilinden uzak konuşma tarzı bize şunu göstermiştir. İzzetin Doğan, beynini, Anadolu Alevi öğretisi ile değil, Alevi toplumunun ve Alevi düşüncesinin yıllardır savunduğu, eşitlikten, emekten, barıştan, demokrasiden, özgürlükçü laiklikten yana sol duruşundan da değil, “Alevi toplumunu nasıl bölerim” “Alevileri nasıl sağ siyasetin arka bahçesi haline getirebilirim” hususundaki düşünce “derinliği” ile kurduğu ılımlı İslam tezini kulağına fısıldayan Fethullah Gülen ve sağ ideolojik yaklaşımlardan beslemektedir.
Doğan diyor ki, “Ateistin Alevi“si Sünni“si olmaz”. Bu ifade kendi içerisinde bir tanım belirliyor. Bu ifade biçimi Aleviliği dar bir kalıp içerisine hapsediyor. Ateist kelimesinin karşılığına, özetle, “tanrı tanımaz ve ilahı olmayan anlamında, yaradılışı kabul etmeyen kişi” diye yorumlamak mümkündür. Fakat, Alevilik sadece inançtan ibaret olmayan bir öğretidir. Ateist bir kişi Aleviliğin felsefi, kültürel ve tarihsel mirasına sahip çıkarak, Alevi kimliğine sahip çıkabilir. İzzettin Doğan, gibi “dede soyundan” gelir, dedelik yapmayabilir. İzzetin Doğan, dede çocuğu olup cem yürütmez ama, sağ siyasilerin ağzı ile konuşarak, “zır cahili” uzakta aramaktadır. Oysa kendisi ile yüzleşirse, bunu uzağında aramasına gerek kalmaz. İzzetin Doğan“nın sorunu, Alevilerin kültürel kimliğini yok sayarak, Aleviliği dar bir kalıba sokmaya çalışmaktır. Bir toplumsal kesimin kültürel kimliği, o toplumun inançsal, felsefi ve dünya görüşlerini içimde barındıran, bir üst tanımdır. Kültür kavramını evrensel tanımlarından uzak ve bilimsel olmayan bir açıklama ile, “Ateistin Alevi“si Sünni“si olmaz” diyerek, bir şeriat esasını benimseyen dini ulema gibi konuşmasındaki gizli niyet açığa çıkmıştır. Hocaya şunu anlatmakta fayda var; Gerek sosyolojik açıdan, gerekse antropolojik açıdan, kültür, insanın çok boyutlu evrensel özelliğidir. Eğer insanın bu çok boyutlu ve evrensel özelliklerinden sadece biri üzerinden, yani salt inançsal kimlik üzerinden, kültürel kimliğinden mahrum bırakan tanımlar yapılırsa, bu bilimsel ve antropolojik açıdan sakat ve arızalı bir yaklaşımdır. Bunu resmi ideoloji ve diyanet yapıyor. Hocanın buna katkı sunması niye? Acaba kamuoyundan gizlediği, bilinmeyen bir ihalenin gereğin mi yerine getirmektedir?
HUKUKÇU KİMLİĞİ İLE DİN ULEMASI GİBİ TANIM YAPMAK VE İZZETİN DOĞAN
Alevi öğretisi ve tarihsel arka plan bilgi eksikliğinden kaynaklanan diğer bir ifade ise, İzzettin hoca kendisi tarafından, “kendilerini İslam dışı olduğunu iddia edenler zır cahildir” denilerek, bir “zır cahillik” örneği sergileniyor. Bu yaklaşımda ve ifade biçimde dikkat edilirse düşünceye saygı yok, hakaret var. Hoca bu ifadesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığının ve AKP“nin ve sistemin resmi görüşleriyle örtüşen bir yaklaşıma ortak oluyor. Bu düşensel ittifak aslında yeni bir şey değildir. Bu tartışmanın kendisi bile başlı başına Alevi öğretisin temel ilkelerinden biri olan, Alevi öğretisinin evrensel yönünü yok edici, daraltıcı ve bu öğretiyi marjinalleştirmeye dönüktür. Alevi öğretisi, “Alevilik İslamın içindedir” ya da “Alevilik İslamın dışındadır” gibi tanımlamaları aşan, evrensel bir öğreti olarak kabul edilmelidir. Alevilik ne İslamın içindedir ne de dışındadır.
Çünkü Alevilik her hangi bir inancın içine sığacak kadar dar ve Ortodoks, ne de dışında kalacak kadar da dışlayıcı değildir. Bir çok inançsal değerlerden İslamın bazı öğeleri ve değerleri Alevi öğretisinin içinde mevcuttur. Özünde insan sevgisi, paylaşım, dostluk, bilimsellik ve çağdaşlık yatan Anadolu Alevi öğretisini, biçimsellikten ve sonradan bu öğretiye dışarıdan şırınga edilmiş yabancı unsurlardan ayıklayarak, günümüz dünyasına ve Anadolu Aleviliğinin özüne uygun bir şekilde buluşturma sorunu aşılmalıdır.
Hoca dahil, hiçbir güç, Alevi kimliğini, onu besleyen, Mazdek, Sabilik, Budizm, Şamanizm, Zerdüşt, İslam ve daha bir çok inançsal geleneklerin kaynağını inkar edemez ve Aleviliği bu kaynaklardan her hangi birisinin içerisine tek başına hapis edemez. Bu farklılıklar ve zenginliklerden etkilenerek, kendine özgü inancı olan ve Anadolu`daki çok dilli, çok inançlı ve çok kültürlü toplumsal formasyonda, Anadolu`ya özgü Alevi kimliğine ulaşan yapısı ile, bir inançsal, kültürel ve felsefi inanç kimliği yaratmıştır. Değişime kapalı değil, açık, etkileyen ve etkilenen bir özelliğe sahiptir. Kendini asli, diğerlerini tali görmez ve başkalarının kendisini tali görmesini kabul etmez.
Hoca, yıllardır Türkiye“de uygulanmakta olan asimilasyon politikaları ile Alevileri, kendi kimliklerine yabancılaştırmaya dönük ve sistemin Sünni Türk-İslam anlayışına eklemlenmeye çalışmasına destek vermektedir. Sorgulama ve gerçekleri gözleme becerisine sahip Aleviler bu gerçeği zaten bilmektedir. Gerçekleri “tehdit” olarak ortaya koyan siyasi iktidarlar, Anadolu Aleviliğini, İslamın Sünni yorumu ile Şiilik ekolündeki Alevilik tanımları ile dezavantajlı konumdaki insanların kafalarını karıştırmakla meşgul oldular. Hocanın bugüne kadar yapmak istediği de bundan başka bir şey değildir. Şimdi ise buna yeni bir boyut katarak, ılımlı İslam projesinde bir rol üstlenmektir.
İZZETİN DOĞAN“IN, İFTİRA MESAJLARI DEĞİL, ÖNCE ALEVİLERE HESAP VERMESİ GEREKİR.
Hoca son yıllarda, sağ siyasal eksendeki duruşuna ve işbirliğine şimdi, tarikatçılarla kol kola girerek, Aleviliği inkarın merkezine koyanlar ve Alevilere dönük hak ihlallerinin baş mimarları ile görünmesi, Alevilerin ibretle izlediği bir gelişmedir. İzzetin hocanın, Fettullah Gülen“le başlayan işbirliği ile birlikte, Samanyolu Televizyonu“nu, Zaman gazetesini ve Aksiyon dergisini Alevilerin en etkili, kitlesel ve meşru kurumları olan Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu“na (ABF), yöneticilerine, Avrupa“nın dokuz ülkesinde federasyonlaşmış kurumların üst yapısı olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfedarasyonu“na (AABK)“na, yöneticilerine saldırmak için kullanması, bir tesadüf değildir. Fettulah Gülen destekli bu basın kuruluşlarının, İzzettin hoca ile birlikte el ele vererek üstlendiği misyon bellidir. Alevilerin birliğini bozmak ve Alevilerin Fettullah tarikatı ile yakınlaşmasını sağlamaktır. Bunun içinde, Alevi toplumun en geniş ve kitlesel örgütlenmelerinin Türkiye“de ve Avrupa“da etkinliğini, iftiralarla zayıflatmayı denemektedir. İzzetin Doğan ”Atilla Erden.. solcuğu da kamuflaj olarak kullanarak Alevîlerin içine Diyanet İşleri Başkanlığı“nın ajanı olarak giren bir arkadaştır” iftirasını yol arkadaşımıza atarak, düşünceden yoksunluğunu dile getirmektedir. Atilla Erden yıllardır, Alevi davasında mücadele vermiş, yöneticilik yapmış bir canımızdır. Atilla Erden, Alevilerin diyanette temsiline karşı çıkan, ABF“nin ve AABK“nun bu konudaki ilkelerini savunan bir düşünce insanıdır. Aleviler adına Diyanetle ilişkilerde kimlerin ilişkisi olduğunu aslında herkes bilmektedir. Eğer, İzzetin Doğan, Aleviler içerisinde bir “Diyanet İşleri Başkanlığı ajanı” ve misyoneri arıyorsa, onu Demokratik Alevi hareketi içerisinde değil, kendi ilişkilerinde aramalıdır. Çünkü şeffaf ve demokratik olmayan yapı, ABF ve AABK değil, Cem Vakfı ve İzzetin Doğan“ın kendi ekibinden sakladığı özel ilişkilerdedir.
SONUÇ OLARAK;
ABF olarak, her türden gericiliğe, etnik milliyetçiliğe, sağcılaşmaya karşı, tüm Alevileri ve demokrasi güçlerini, özgürlükçü laiklik, demokrasi, barış, emek, insan hakları, özgürlükler ve cumhuriyetin demokratikleştirilmesi ve geliştirilmesinden yana tercih koyan sol ve sosyal demokrat değerlerle buluşmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla
ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
Genel Başkan (18/8/2007)
-ABF Eski Genel Başkanı Selahattin Özel“in yazısı konun günceliği dikkate alınarak tekrar yayınlanmaştır.
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|

|
Hesap Zamanı… Yurt Kitap-yayından Duyuru: Alevi Tarihi çarpıtıcıları Için Hesap Zamanı… |
|
|
|
|