Egoist olan biri önce kendi çıkarlarını düşünür, o doğrultuda hareket eder ve her zaman kendi düşüncesinin doğru olduğunu savunur.
Örneğin;
Birincisi psikolojik bir durum içeren egoistlik;
Bireyin her zaman kendi çıkarları için hareket etmesidir.
İkinci bir belirtisi ise (ahlaki) durum içeren egoizm;
Bireylerin, her zaman kendi çıkarlarına uyan davranışlarını yaptıklarının doğru olduğunu savunur ve bu durumda da onun davranış şekli en doğrusudur.
Rasyonel egoizm;
İnsanların kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesinin rasyonel olduğunu savunurlar.
Başkalarının zor durumlarına acıyor üzülüyor gibi görünseler bile, doğru değildir, çünkü onlar ilk önce kendilerini düşünürler. Kendilerini güçlü hissettikleri ve fırsat yakaladıkları zamanlarda da düşünmeden herkesi ezip geçen bir canavar yatmaktadır bu gibi insanların ruhunda.
Zayıf ve güçsüz olduğu ya da ihtiyaçlarının çok olduğu durumlarda ise o, önceden hiç önem vermediği birinin bile ayaklarına kapanıp yardim dilemekten hiç utanmazlar.
Ayrıca;
Tarih boyunca bu gibi kimseler yetişmiş ve bunlar saf yığınların baştan çıkarılmalarına sebebiyet vermişlerdir.
Kuvvet ve şiddete baş vurarak, gücünün en son damlasina kadar herkesi ayaklari altinda ezerler. Aklına aldanıp nefsine yenik düşenler, güzeli, çirkini birbirine karıştırıp egoyu sabit bir hakikatmış gibi aktarırlar dolayısıyla da, insanlara insan gibi bakmak yerine onları kendi çıkarları doğrultusunda ve menfaatine yönelik harekete geçirmeye çalısırlar. Yalnizca kendi kendine olan düşkünlük ve kendini düşünme, her faaliyetini bir kısım şahsi çıkarlara bağlı götürme, her işi bencillik çercevesinde ele alma ve o sonuçta kendi menfaati ile bitirme de diyeceğimiz bir ruh hastalığının unvanıdır. Böyle biri başkalarından söz edildigi ve övgüler yapıldığında kıskançlıklara girerler.
Kıskançlıkları hastalık haline gelir ve hırsla kıvranır; hızını alamaz gıybete, iftiraya başvurur ve “onlar” dediği kimseleri karalamak için elinden gelen her mel’aneti yapar.
Bazı egoist olan kimselerde, bunun bir iki adım daha ötesinde, kendini mutlak üstün ve eşsiz görme, hatta kendine “gaye insan” nazarıyla bakma, aptalca hüsnüzan ve teveccühlere takılarak bir görüntü sergileyebilmek için maskaralık diyebileceğimiz fantezilere girme ve “ben” merkezli bir dünya kurarak kendini anlatma, meziyetlerini sayıp dökme cinneti söz konusudur ki, bunu da “egosantrizm” sözcüğüyle ifadelendirebiliriz. Böyleleri her hâdiseyi kendi bakış açılarına göre yorumlar, herhangi bir konuyu, onun enginliği ve derinliği çerçevesinde değil de, kendi egoizminin darlığı içinde ele alır, değerlendirir; sonra da, kendince çıkardığı hükümleri başkalarına da dayatmaya çalışır. Aslında, bu tipler kendi heveslerine öylesine kilitlidirler ki, kendilerinden başkasını görmez/göremez, kendi hülyaları dışında hiçbir şey bilmez, bilmek de istemez; kimseyi sevmez ve hayırla da anmazlar. Kendilerini insanlar üstü bir yaratık görmeye başladıkları ve o merkeze oturttukları için her zaman başkalarının tezlerini red etme hissiyle gergin ve kavgaya hazır bir hâlleri vardır. Hele bunların arasında nefsine aşık ve taparcasına ona bağlı olanlar var ki, bunlar tıpkı çocuklar gibi, gördükleri her nesneye sahip olmak ve başkalarına ait şeyleri elde etmek için sık sık onlarla kavgaya tutuşur ve içinden çıkılmaz durumlar yaratırlar.
Birde bu hasta ruhlu insanlar saf duygular içeren insanlar tarafından alkışlanırlar. Baktı ki birlikte olduğu birini elinde tutamıyor, hemen cinnet ve cinayet bölümüne geçer. Etrafındaki herkesin onun arzuları doğrultusunda hareket etmesini beklerler. Bekledikleri gerçekleşmeyince de çevresini yakar-yıkar, şuna-buna gönül koyar, en yakınlarını bile vefasızlıkla suçlar ve altından kalkılamayacak, suçlar işlemeye başlar ve edilemeyecek hak iddialarında bulunur.
Bu gibi insanlar zaten başkalarıyla da her zaman kavga içindedir; hasetle kıvranır durur.. gıybetle, iftira ile boşalır.. Kinle, nefretle sürekli yarış içerisinde yaşar; “Ne kendinde huzur bulur nede başkasına huzur verir çünkü o ancak başkasını kendinden daha kötü görürse rahat olur.