Aleviliği Müslümanlığa bağlayan insanların yaşadığı çok sayıda çelişki vardır. Bunları sıralayalım:
* „Biz barış diniyiz“ derler ama boyunlarına kılıç takarlar.
* „12 İmam”ın yolundayız“ derler ama 12 imamın uyguladığı dini kuralların hiç birini yapmazlar.
* İslam ile hiç bir alakası olmayan semah törenini uygularlar ve bu törenlerde İslam”ın zıddı bir inanç olan Zerdeşt inancının sembollerini kullanırlar. (Toprak, hava, su ve ateş.) Yine Zerdeştiler gibi zakirlik yaparlar. Ama bu yönü hiç sorgulamazlar.
* Türk devleti Aleviler”e hiç bir zaman resmi bir hak vermediği halde, bu kesimin önemli bir çoğunluğu devleti savunurlar.
* Bazı dedelerin „Bizim soyumuz Adem”e dayanır. Seceremiz var“ demelerine inanıp onlara taparlar. Hiç, „Adem zamanında soy kütükleri mi tutuluyordu“ diye bir soru sormazlar.
* „Alevi“ kelimesinin etimolojik incelemesine bakmadan, „Alevi Ali Evi demektir“ deyip işin içinden çıkarlar.
* Balım Sultan”dan itibaren devşirmelerin düzelte düzelte yazdıkları düzmece tarihleri yine de çelişkiden kurtulmaz. Sürekli boşluk bırakırlar.
* Takiyye yapan dedelerin torunları olarak, onların yaşadığı baskıyı anlamak yerine daha fazla devşirilmeyi içlerine sindirirler.
*
İzzettin Doğan Haramzade mi?
„Aslını inkâr eden haramzadedir“ sözünü Ali”ye bağlayanlar için İzzettin Doğan örneğini verelim... Çünkü; çelişkiyi kişilere indirgersek en önemli çelişkilerden biri İzzettin Doğan”dır.
Aleviliği İslam”a bağlamaya çalışan insanlardan biri İzzettin Doğan”dır. Doğanşehir”in Dî Goze köyünden, yani Kürd olmasına rağmen soyunu Araplara bağlar ama kendine de „Türk“ der. Aslına karar verememiş olmasına rağmen Profesörlük ünvanı almıştır. (Bu, Türk devletinin akademik seviyesini de gösterir...) Hem „Alevilik ilerici bir öğretidir“ der, hem de kurduğu televizyonda Alevileri yobazlaştırmaya çalışır.
Babası Hüseyin, isyanlarda mazlum halkın yanında değil devletin yanında durmuştur ama yine de öldükten sonra bir türbe ile ödüllendirilmiştir.
Ailesi yüzyıllardır Alevi halktan koyun, yağ ve buğday toplamış ve kendi adlarına satmıştır. Bu işi çığırından çıkarırcasına yapan da yine aile üyesi Hayri”dir.
Oysa Alevilik kurallarına göre pir topladığını ocağa götürür, ocak da fakirlere dağıtır. Ancak Doğan ailesi pir değil padişah icazetli dede ailesi olduğu için Osmanlı zamanında topladığının yarısını devlete, yarısını kendine almış; cumhuriyet zamanında ise tümü kendilerine kalmıştır.